Geçenlerde bir arkadaşım okul bitince ne yapacağımı sormuştu. Aslına bakarsanız daha önce çok kez bu sorunun cevabını düşünmüştüm. Ama somut bir karar hiç bir zaman alamadım. Akademik olarak mı yoksa sektöre yönelik çalışmalarla kariyerime yön vereceğime hala net bir cevap bulmuş değilim. Akademik hayatım boyunca yenilikçi, paylaşımcı ve en önemlisi "ne yaptığını bilen biri" olarak çalışmalar gerçekleştirdim. Ama nedense akademik hayatımda bu fikri düşünen çok çok az belkide neredeyse yok denecek kadar az insanlar vardı etrafımda. Bu insanların çoğunluğunu tabiki öğrenci arkadaşlar oluşturuyor ama bu insanlar arasında hocalarımda vardı tabiki.

Dönemde açılan bir dersi alsam da almasam da o dersin işleyişini takip ediyorum zaman zaman. Arkadaşlarımın anlattığı ilginç ve bir o kadar da üzücü durumlarla karşılaşıyorum. Klasik bir hoca modelini sizlere anlatayım. Öyle bir hoca düşünün ki bu hoca dersini veriyor, quizlerini yapıyor, ödevlerini öğrencilere veriyor ve diğer yapılacak işler. Bir konuyu öğretmek için birbir türlü zorluklara giren, sınavda zor sorular sorarak öğrencileri dersten sıktıran ve iten, tüm dönem boyunca sadece kendi dersi varmıs gibi öğrencilere sürekli birşeyler veren bir hoca. Yabancı gelmiyordur herhalde hepinize bu hoca tipi. Teknolojinin getirdiği kolaylıkları bir araç yerine amaç olarak kullanan ve tek amacı öğrencilere kök söktürecek olan, "su hocanın dersi cok zor, geçilmesi imkansız" dedirtmek sizce adaletli ve de mantıklı mıdır? Sonuç olarak verdiğin, öğrettiğin ders ile gerek ülke gerek insanlarımız gelişecek. Eğer sen bu işi zor hale getiriyorsan bırak ezberi, beyin göçüne de neden olmuyormusun? Sonra Amerika'daki eğitim sisteminin çok iyi olduğunu, orda derslerin çok kolay olduğundan bahsederler. Evet kolay ama en azından birşeyler adam gibi öğretiliyor. Üniversitemde ders dışında kendi çabalarıyla birşey öğrenmek isteyen insan malesef çok az. Bunun sebebi de onlar değil. İşte sadece kendi dersini öne çıkartmak, öğrencilere kök söktürmek amaçlı hocalar bence. Eğer birşeyler üretmek istiyorsanız bilgiyi kendinize değil onu diğerleriyle paylaşmalısınız. Paylaşımcı olmak da yeterli olmuyor tabi bazen. Bilgiyi nasıl ifade ettiğiniz ve karşınızdakine nasıl aktardığınızda çok önemli. Nasıl veri tek başına yeterli olmuyor, bilgi veriyi anlamlı kılıyor ise sizinde yapacağınız çalışmaların karşınızdakilere ve etrafınızdakilere faydalı olması lazım. Hal böyle olmayınca bencillik ve kendini düşünen çıkarcı bir yaklaşım ortaya çıkıyor.

Bu durum malesef iş hayatında da var. Çalışanlarının emeğini sömürüp para kazanmaya çalışan kendine patron, GM diyen insan çok piyasada. Bir şirket kurulurken, şirketin misyonu, vizyonu hedefleri belirlenir. Eğer çalışanlarında bu amaçları, vizyonu oturtamıyorsan o amaçlar şirket bazında değil kişisel bir hedef olur. Ne kadar başarılı olabilirsin o da tartışılır. Şu dönemde 10 yıldır masa başında benzer işleri yapan insanlar çok. Yapılan iş aynı, iş bitince büyük bir rahatlamayla tüm günün stresi evine gidip televizyonu açmak ile yok oluyor. İş sadece iş yerinde kalır düşüncesine her zaman karşıyımdır. Eğer bir iş varsa, bu işin nasıl iyi yapılacağını daha verimli ve üretken nasıl olunabileceği araştırılmalıdır bence. Bu düşüncem kimilerine göre günün 24 saatini çalışmak ile geçirmek gibi algılansa da öyle değil. Öyle olsaydı başarılı insanlara baktığımız zaman onlar günün 24 saatimi çalışıyor? Bence olay ne yaptığını bilmek değil, nasıl yaptığını iyi bilmekten geçiyor. İnovatif çözümlerin bulunup uygulanması gerekiyor. Sadece yenilikçi düşünmek yeterli değil onu uygulamak önemli.

"Peki eleştirin kime ?" diye sorarsanız, eleştirim yaptığı işi, nasıl yapılacağını iyi bilmeden yapan ve bu yaptığı işi daha zevkli nasıl yaparım diye araştırmayan insanlara. Bu insanlar gerek akademik dünyada gerek iş hayatında mevcut. İşte bu yüzden bu koşullarda ne akademik olarak kariyerime devam etmek istiyorum, ne de kendini bilmeyen şirketin hedefleri diye nitenlendirdiği amaçları kendi amacı olarak güten patronların altında bir çalışan olarak kariyerime devam etmek istiyorum. Savunduğum değerler bana bunu gösteriyor. Her zaman paylaşımcı, yenilikci ama sadece fikir üreten değil uygulayıcı bir yaklaşımla yaptığınız işe odaklanmalı ve bunu severek yapmalıyız. Kişisel çıkarların ötesinde, çoğunluğun çıkarını düşünmeliyiz. Bilgi hayatınız için en önemli güçtür, ama veri (data) tek başına anlamsızdır, unutmayın!